evrenkizil kişi tutmuş
sayfası fotoğrafları (2) videoları (-) günlüğü (7) sürüsü(-) aldığı yorumlar(-) yaptıkları(-)
Ara
18
Her yıl maalesef milyonlarca hayvan, kürkü için öldürülmekte… Kürkü için öldürülen kedi ve köpeğin sayısı, yılda iki milyondan fazla. Kır kurdu, vaşak, kunduz, su samuru, tilki, mink yani vizon, rakun, tavşan, astragan, çinçilla, fok, kedi ve köpek, kürkü için öldürülen hayvanların başında geliyor.

Kürk endüstrisi kurbanı bu hayvanlar, besin almadan ve su verilmeden çok pis koşullarda, kafeslerde üst üste istiflenerek yaşatılır. Kürklerinin kalitesini optimum düzeyde tutmak için her tür vahşi ve kötü uygulamaya maruz bırakılır ve itlaf zamanına gelene kadar olabildiğince güçsüz hale getirilir. Hayvanların kürküne zarar gelmemesi tek kriter olduğundan, av için genelde ayak ve ağız kapanları kullanılır. Kapanlar, yakalanacak ve yakalanmayacak hayvanlar arasında ayrım gözetilmeden gelişi güzel kurulduğu için kürk hayvanlarının yanı sıra kürk hayvanı olmayan birçok hayvan ve yeni yavrulamış dişiler de bu kapanlara yakalanıp ölür. Hayvan, bir kere kapana kısıldıktan sonra kurtulma amaçlı olarak ayaklarını kemirmeye başlar. Hayvanlardan azının bu şekilde kurtuldukları olur. Kurtulamayanlar ise kendilerine zarar verme sonucu kan kaybından ölür.

Kedi köpek gibi hayvanlar da özellikle Çin, Kuzey Çin ve Doğu Asya’da kürk çiftliklerinde üretilir. Kedi köpek kürkü, ucuza mal olduğu için daha düşük bütçelere hitap eden markalar tarafından ürünlerinde ve ucuz eşya satan mağazalarda aksesuarlarda kullanılmaktadır.

Çiftlikler, iktisadi işletmelerdir ve hayvanlar, buralarda en ucuz (dolayısıyla en rahatsız) koşullarda barındırılır ve yine en ucuz (dolayısıyla en eziyetli ) şekilde öldürülür. Mümkün olan en küçük alanda maksimum hayvanı barındırmak için hayvanlar ancak bir iki adım atabilecekleri küçük tel kafeslerde tutulur. Bu kafesler yan yana ve üst üste yığılı olduğundan kene, pire gibi parazitler veya herhangi bir enfeksiyon kolayca ve hızla yayılır. Bu durumda ise hasta hayvan ölüme terk edilir.

Çiftlikteki kafesler, genellikle açık havadadır ve hayvanlar; rüzgara, sert soğuğa, aşırı sıcaklara maruz kalır. Bütün bu kötü ve hayvanların doğal ortamlarına aykırı koşullarda yaşam mücadelesi sonucu strese bağlı olarak çiftlik hayvanlarında, kendi kendilerini yaralama, birbirlerine karşı yamyamlık ve yeni doğan yavruları öldürme davranışı görülür.

Hayvanları, bu yaşam sayılamayacak bu sürecin sonunda, ürkütücü bir ölüm beklemektedir.
Kürkün kalitesini korumak yine tek amaç olduğundan, ölüm şekilleri, işkenceden farklı olmaz.
Yirmi civarında hayvan küçük bir kutu içine doldurulur, bir ucu kutuya diğer ucu bir traktöre bağlı bir borudan gelen sıcak, filtrelenmemiş egzoz gazıyla zehirlenir. Bu gaz her zaman öldürücü bir etkiye sahip olmaz, bu nedenle gazdan bayılan hayvanların çoğu kürklerinin yüzülmesi esnasında bilinçlerini kazanır.
Bir diğer teknik ise kasları çalışmaz hale getirip solunumu durduran, bu sırada dayanılmaz ağrılı kramplara sebep olan striktininle öldürmedir.
Bu yaygın metotlar haricinde, basınç odaları, boyun kırma, başlarından sert zemine çarpma, yere fırlatma, metal çubuklarla dövmek diğer öldürme yollarıdır.

Neticede, hangi metot kullanılırsa kullanılsın, bu hayvanların kürkleri, üzerlerinden canlı iken yüzülür, bunun akabinde, hayvanlar, tarif edilemeyecek acılar içinde kıvranarak can verir.

Birkaç hayvanın kürkünün nasıl elde edildiğine dair biraz daha detaylı bilgi vermek istiyorum: *Karagül (Karakul/QaraQul) Orta Asya orijinli, evcilleştirilmiş bir koyun ırkıdır. Karagül koyunlarından elde edilen “astragan” yüksek mali değere ve geniş pazara sahip kıymetli bir kürk tipidir.

Karagül koyunları tamamen kıvırcık bir kıl örtüsüne sahiptir. Ancak bu kıllar, yavrunun doğumunu takip eden üç günde kıvırcık formunu kaybetmeye, hızla düzleşmeye başlar. Bu nedenle, kürk değerini kaybetmemesi için yavrunun öldürülmesinde, geç kalınmamalıdır.
Karagül anneleri gebeliklerinin son 15-30′ uncu günlerine girdiklerinde, yaşam hakları göz önüne bile alınmaksızın gırtlakları kesilir, hemen akabinde karnı boydan boya yarılan annenin doğmayı bekleyen yavrusu yatağından alınır ve yüzülür. Böylece en değerli (pürüzsüz görünümlü) astragan kürk elde edilmiş olur.
*Köpek, boynu demir bir tel ile sıkılır bazen de yere vurulan hayvan bayıldıktan sonra kasık bölgesinden bıçaklanır. Bunu takiben hemen köpeğin derisi yüzülür. İşin çabuk olması için hayvanın ölmüş olması beklenmez, nitekim hayvan, kürkü yüzüldükten daha sonra inanılmaz acı içinde ölür.

Kedi, ise çoğunlukla asma yöntemi uygulanarak kürkü alınır. Kedi, çoğunlukla ip ile boğazından asılır. Bazen de ölümünü çabuklaştırmak için boğulana dek ağızlarından tazyikli su da verilir.
İnsanın yazmaya eli gitmiyor ancak Merkezi ABD’de bulunan PETA (People For The Ethical Treatment of Animals /Hayvanlara Etik Muamele İçin Mücadele Edenler Derneği) tarafından yeni yayınlanan bir videoda, kedilerin ve köpeklerin, kafeslerinden vahşice çıkarılıp bağlandığı ve kaynar suya atıldığı açıkça görülüyor. Kürkleri yüzülen bazı hayvanların bu esnada bilinçlerinin kaybolmadığı da göze çarpıyor.
Çinçillalar da, aynı işkence ve şiddete maruz kalır. Ve en az 100 tane çinçilladan 1 kürk elde edilebilinir.
Bu durumda, elde ediliş şekli, diğer hiçbir kürkten farklı olmayan bir çinçilla kürkünü, büyük bir kıvançla giyebilen bir insan, esasında büyük bir insanlık ayıbı işler.

Kürk elde etme yöntemlerini kısaca anlattım. Bu satırları, bilgileri yazarken, ben, kendi insanlığımdan utandım.

Sözde gösteriş ve statü göstergesi için girişilen bu vahşet ve zulmü, ne aklım ne de kalbim alıyor. Bütün bu vahşet ve işkence içeren bilgilerden sonra hala kürk giymenin bir statü göstergesi olduğuna inanacak, o kanlı giysiyi üstüne giyebilecek bir insan varlığına inanmak istemiyorum. Kürk giymek, bir insan için statü göstergesi değil olsa olsa utanç kaynağı olmalı.

Bu konuda, önce kendimiz bilinçlenmeli, sonra çevremizi bilinçlendirmeliyiz.

Ayrıca; İslam inancına göre de; kürkü için vahşice ve işkence ile bir hayvan öldürmek, onun kürkünü üzerinden canlı canlı yüzmek; zulümdür ve kürk elde etmek için yapılan bütün bu işlemler, haram sayılır.
Ve unutulmamalıdır ki, Kürk sadece orijinal sahibinin üzerinde iyi görünür!

2017, 10:31








Ara
18
En büyük suç insanlıkta. O hayvanları yaşam alanlarından koparıp açık hava hapishanelerine atıp dalga geçen bizlerde.

Bu olay ile birlikte zaten çoktan yasaklanması ve hatta hiç kurulmaması gereken hayvanat bahçelerinin kapatılması tartışılıyor. “Hayvanat bahçeleri kapatılsın” demek lazım bugünlerde.

Bizce insanlık bunun için hemen harekete geçmeli efendim, neden mi?

Çünkü bir canlıyı yok yere parmaklıkların arkasına atmak insanlık suçudur.

Çünkü onları doğal yaşamlarından alıp koparmak zaten ruhlarını öldürmek demektir.

Çünkü onlarla alay etmek, bir şeyler atmak ve sürekli fotoğraflarını çekmek zaten kabus gibi olan hayatlarına eklenen küçük işkencelerdir.

Çünkü hayvanat bahçeleri bir aile eğlencesi değil, aile zulmüdür.

Çünkü yüzlerce hektarlık ormanlara hükmeden hayvanları kutu kadar bölümlere yerleştirmek psikopatlıktır.

Çünkü aileden koparılmanın nasıl bir duygu olabileceğini düşünmeli insan.

Çünkü empati yapmayı unuttuk.

Ve çünkü ailemizle birlikte hayvanat bahçelerini değil, devasa bir işkence bahçesini para karşılığı izliyoruz, izlemeye devam ediyoruz...

2017, 10:19








Ara
18
Kimi zaman sevimlilikleriyle hayatlarımızda yer ettirdiğimiz hayvanların özellikle de sirk hayvanlarının eğitimindeki zorlayıcı süreçte arka plan olan mutfakta yaşananların nedense görmek istemiyoruz. Okullar, belediyeler hatta milli eğitimin izin prosedürleri o kadar hızlı işliyor ki... Bir de marifetmiş gibi bu yerlere gelir gelmez koşa koşa çocuklara zulüm sevdirmeye gidiyorlar. Maalesef bilinçsizce el çırptığımız bu acı gerçeği artık hayatlarımızdan bir an önce çıkarma zamanımız geldi.

Dünya turnesi kapsamında sadece iki günlüğüne İstanbul’da olacak Büyük Moskova Sirki'nin tek bir hayvanın bile kullanılmadığı gösterileri, ülkemiz ve dünya için çok önemli bir dönüm noktası olacak.

Sirklerin suçsuz mahkumları, hayvanları izlerken göremeyeceğiniz tek şey, doğalarından koparılmış ve yaşamları boyunca hapsedilmiş hayvanların yıllardır çektiği acı ve ızdıraplardır. Sirkler 1 ya da 2 saat boyunca izleyenlerin ağzını açık bırakır. Çocuklar için en eğlencelisi tartışmasız vahşi hayvanlarla yapılan şovlardır; tek ayağı üzerinde duran filler, alev çemberinden atlayan kaplanlar... Sirklerin parlak perdelerinin arkasına geçtiğinizde "eğlendirmeye mahkum" hayvanların çaresizliğini görürsünüz. Kırbaç, dar tasma, ağızlık, elektrik şoku, çelik kancalı sopa ve diğer acı veren aletler, sirklerde filler ve diğer hayvanlar için kullanılan acı verici materyaller arasındadır.

Aldığınız her bilet tüm sirk hayvanlarının ömürlerini zincirli kafesler arasında adeta cezaevi ortamında geçirmesine neden olmaktadır. Sizler belki o gülümsüyormuş gibi görünen hayvanların gösteri dünyasındaki hayatlarından memnun olduklarını düşünebilirsiniz.

Çocuklarınız, gerçekleri bilmeden sirk hayvanlarını izliyor ve gülüyor. Çocuklarınıza gerçekleri anlattığınızda sirklerden nefret edeceklerdir.

2017, 10:18








Ara
18
Hayvan haklarını korumak isteyen kişiler 1822 yılında İngiltere de bir araya gelerek ilk hayvan koruma birliğini kurarlar.

Aynı amaçla Hollanda'da Hayvan Koruma Federasyonu kurularak 4 Ekimi Hayvanları koruma günü ilan etmişlerdir ancak ne Avrupalı ne de Asyalı olamayan ülkemizde o günlerden bu günlere baktığımızda kutlama yapılacak bir durum olmadığı görülmektedir.

Ayıların vurulmasından ihaleye çıkan devlet kurumlarından tutun sokağımızda öldürülen hayvanların ''görüntüsü yok'' diyen tüm devlet kurumları, ''belediye zehirlemezse ben öldürürüm'' diyen katiller, her gün merdiven altı üreticilerden can satın alan ve tüm bunlara sessiz kalan tüm insanlar yasımızın nedenidir Hayvanların acı çekmelerine, ölümlerine sebep olan tüm kişi ve kurumlar bilmelidir ki:

5199 sayılı yasa 4 taksitle ödenebilen kabahatler kanunundan çıkıp ceza kanununa girinceye kadar, benzin istasyonlarında bile bulunan yaban hayvan koleksiyonculuğu bitinceye kadar, sınırlarımızda tutsak yunuslar özgürlüğüne kavuşuncaya kadar,
Hayvanlı sirkler, dövüşler yasaklanıncaya kadar mücadelemiz devam edecektir.

365 gün boyunca hayvanların işkencelerine el birliğiyle son vermeye çalışan bizler bunca eziyeti göstermelik bir güne sığdırmaya çalışan tüm kişi ve kurumlara ''HAYIR'' diyerek kalbinde vicdan taşıyan herkesi 365 gün boyunca en azından var olan yasalara uymaya ve ''MERHAMETE'' davet ediyoruz.

Karalar giydiğimiz şu günde diyoruz ki hayvanlarına huzur vermeyen toplum huzur bulmayarak kadın ve çocuk cinayetlerini sabah programlarında tartışmaya devam edecektir.

YASA ARTIK HAYVANLAR LEHİNE DEĞİŞMELİ

5199 Sayılı Hayvanları Koru-MA Yasası, kabahatler kanunu kapsamında olduğundan hayvanlara yapılan her türlü muamele kapalı alanda sigara içme cezası gibi sembolik para cezaları ile geçiştiriliyor.
Mahkemelerde yargılama yolunun açılmasını istiyoruz.
Bugün hayvana tecavüz eden, öldüren; yarın daha da beterini insana yapar.
5199 Sayılı Hayvanları KoruMA Kanunu, Kabahatler Kanununu kapsadığından,
“hayvanlara yapılan her türlü haksızlık, kötü muamele ve yaşam hakkını elinden almak” ancak idari para cezası olabiliyor ve 4 taksitle ödeme kolaylığıyla devlet hazinesine aktarılıyor!

2017, 10:16








Ara
18
"Hayır teşekkürler" dedim. Ata binmeyi isteyip istemediğimi soruyordu. Yüzünde alaycı bir gülümseme ile "Ne o? Korkuyor musun yoksa?" dedi. Korkaklıkla suçlananların çoğunun yaptığı gibi gereksiz bir gururla öfkelendim. Elbette korkmuyordum. "Hayır" dedim yüzüne bir süre baktıktan sonra" sadece bunu doğru bulmuyorum" Yüzünde çok garip bir ifade oluştu. Bu hep olur. Biri üzerinde hiç düşünülmeden herkes yapıyor diye yapılan şeylerden birine karşı çıktığında insanların yüzlerinde böyle bir ifade oluşur. Katı bir tutumları varsa aptal olduğunuzu düşünürler, yüreklerinde kendiliğinden var olan ve üzerine pek düşünülmemiş bir merhamet varsa eğer gereksiz bir duyarlılığa sahip olmanız yüzünden size acırlar. Bu hep böyledir. Alışmak gerekir. Çünkü hepimizin bildiği üzere çoğu insan pek çok şey üzerine kafa patlatmanın gereksiz olduğu konusunda hem fikirdir.

Oysa bence iyi bir hayatın yolu ancak ince şeylerden geçer. "Ne yani" dedi "Ata binmeyi doğru bulmuyor musun?" Başımı salladım. Sıkıntıyla yüzüne baktım. Şimdi bu adama tüm düşüncelerimi anlatmak zorunda kalmayı hiç ama hiç istemiyordum. Bunları anlatırken kendimi onu ikna etme yolunda bulmayı da öyle... Anlamayacaktı. "İyi de neden?" diye ısrarla sordu. Atları gösterdim. Sırtlarında bilmem kaç kiloluk adamları taşıyorlar ve hiç de mutlu görünmüyorlardı. Ben atları hep yeşil bayırlarda çılgınca koşarken hayal ediyordum. İnce Memedin o efsane atı gibi büyülü varlıklar olarak görmek istiyordum onları. Biz zalimlerin kölesi olarak değil.

Ona bu görüntünün midemi bulandırdığını anlatmadım. Bu zavallı hayvanın böyle aptal insanların maskarası olması kanıma dokunuyordu. Bunu da söylemedim. Tıpkı sirkler gibi bunu da iğrenç buluyordum. "İnsan çok zalim" dedim. "Nesi zalim" dedi. "Tamam burada sırtına biniyorlar ama suyunu, yemini de veriyorlar. Bu bir iyilik aslına bakarsan" Yüzümde muhtemelen iğrenme ifadesi belirdi. "Ah siz zavallı akılsız gürüh" dedim içimden "işte bütün bunların sebebi sizsiniz, suyunuz, yeminiz verildiği sürece sırtınıza binilmesine ses çıkarmayanlar..."

2017, 10:14








Ara
18
2010 yılıydı. İzmir’in Bornova ilçesinde bir büfe önünde kartondan yuvasında uykuya dalan bir kedinin gecenin bir vakti üniversite öğrencileri tarafından bir köpeğe parçalatılmaya çalışılması, ardından ayağı takılıp düşen üniversiteli genç tarafından defalarca tekmelenerek can vermesi, kaldırımda akan kanları ve kamuoyunun bu olaya geniş tepkisi…
Üzerinden 7 yıl geçti, 7 yılda nice benzer katliam yaşandı; tıpkı öncesinde de yaşandığı gibi. Bu olay da zaman içinde unutuldu gitti, niceleri gibi!

Mevcut 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu belediyelere “bakımevi yapacaksın, kısırlaştırma, aşılama yapacaksın, hasta yaralı bakıma muhtaç hayvanlardan sen sorumlusun” diyor, fakat bunu yapmayan belediyelere kesilecek cezadan bahsetmiyor. Hayvan Koruma Yasasını yetersiz bulmayan hiçbir hayvan korumacı yok 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu bile belki de birçok bakımdan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’ndan daha iyi hayvan koruyor.
Buna karşın, daha da beterinin çıkması korkusu 5199’uma dokunma eylemlerine sebep olmakta. Bakanlığın yeni bir yasa çıkarmadan, önce Hayvan Korumacıları ikna etmesi gerekiyor.

2017, 10:11








Ara
18
Ülkede onca sıkıntı yaşanırken; terör, işsizlik, kadına, çocuğa, yaşlıya şiddet gibi onlarca sorun dururken hayvan hakları! “Önce insan” diyenlerin sayıca fazla olması, dünyaya insanların egemen olmasına karşın insana dair sorunların hala çözülememiş olması çoğu insan için hayvan haklarını önemsiz kılıyor olabilir.

Korkmayın hanımlar!
Korkmayın beyler!

Hayvan haklarını savunmak, ülkedeki sorunları yok saymak demek değil. Rahatsız olduğunuz sorunların çözümü yine sizde bitiyor. Harekete geçin, evinizde oturup sıcak çayınızı yudumlarken izlediğiniz haberlere, şahit olduğunuz adaletsizliklere kahrolmanız ya da hayvan hakları için mücadele eden insanlara “Hayvanlarla uğraşacağına aç insanları doyur” gibi tepkiler vermeniz çözüm değil. Her insanın bir yaşam amacı olması, her insanın bir sorunun çözümü için aktif bir çaba içinde olmasıdır aslolan. Topyekûn bir haklar mücadelesidir dünyayı daha yaşanabilir kılacak olan.

2017, 10:01








Sitede Gezenler

52 üye şu anda sitede. Ayrıca 989 kişi de sitede dolaşıyor.





Reklam

Hayvan Dostu Markalar




©2005-2018 Petarkadaş (farscape, 10.0.074)

Petarkadaş Hakkında - Petarkadaş Yöneticileri - Topluluk Kuralları - Yasal Konular - İletişim