korby (161 kişi tutmuş)

tut sürüme ekle yorum yaz mesaj yaz  

Sitede Gezenler

66 üye şu anda sitede. Ayrıca 339 kişi de sitede dolaşıyor.

  Sponsorlar
Alışveriş Sponsoru



çello

Allah der ki: \" Hayvanlar benim sessiz kullarımdır. Onlar şimdi zulme susuyorlar ama Hesap Günü konuşacaklardır!..\" Hz Mevlana.

Ewimzin KRALI :)20 günlük geldi paşamız..we ewin merkezine kuruldu o gün anladık ki tozumuzu alcak..aynende öle oldu :)

İT GİBİ DOSTUN OLACAĞINA,DOST GİBİ İTİN OLSUN :)


Köpek, 2 yaşında, Golden Retriever
Evi:
Trabzon
Cinsiyet:
Erkek
Doğum Günü:
20-5-2010
Siteye Eklendiği Tarih:
31-10-2011 saat 17:55
Tür:
Köpek Klübü
Irk:
Golden Retriever Klübü - ırk bilgileri
Çok Tatlı(mı)?
 (46 oy)
Çok Tatlı(mı)?
Bu Pet Eş Arıyor mu?
Evet, arıyor.
Ağırlık:
33kg
Bir Öykümüzü Anlatayım:
Lütfen okuyun...we artık bu duruma bir dur diyelim....
Aşağıda okuyacağınız mektup, A.B.D. Kuzey Carolina'daki bir hayvan barınağının yöneticisinden gelmektedir.

Petshop'tan bir hayvan satın almayı düşünen, köpeğini barınağa bırakmayı düşünen, köpeğine eş arayan ve çiftleştirmeyi düşünen arkadaşların iki kere okumasını öneririm.

"Bu toplumun bu uykudan uyanması için çok şiddetli bir kalk borusu gerekli...
Ben bir barınak yöneticisiyim. Sizlere bir barınağın arka planında olan bitenleri anlatmak istiyorum. Umarım bu sesi duyarsınız...

Öncelikle, siz üreticiler ve satıcılar... Hepiniz bir tek gün olsun bir barınakta çalışmalısınız. Belki o gözlerdeki kederli, acı dolu, hüzünlü ifadeyi görürseniz, tanımadığınız ve hiç tanımayacagınız insanlar için köpek üretmekten ve satmaktan vazgeçersiniz.

Az önce sattıgınız şu küçük şirin köpek yavrusu var ya... Büyüyüp de artık "küçük, şirin köpek yavrusu" olmadığında büyük olasılıkla benim barınağıma düşecek yolu... Peki, bir barınağa bırakılan bir köpeğin yüzde 90 olasılıkla o barınaktan yürüyerek çıkmadığını biliyor musunuz? İster safkan olsun, ister olmasın... İster sahibi tarafından terk edilmiş olsun, ister başıboş olsun.. Barınağıma gelen köpeklerin en az yarısı safkan köpekler...

En çok duyduğum bahane; "Taşınıyoruz ve köpeğimizi (ya da kedimizi) yeni evimize götürmemiz mümkün deüil." Öyle mi gerçekten? Ya da "Büyüdüğünde bu kadar iri olacağını bilmiyorduk, kocaman oldu". Bir Alman Çoban Köpeğinin ne kadar olmasini bekliyordunuz ki? "Ona fazla zaman ayıramıyoruz" Öyle mi? Ben günde 10-12 saat çalışıyorum ve 6 köpeğime de zaman ayırabiliyorum, isteyince mümkün bu... "Bahçeyi birbirine katıyor". Onu evinize alıp ailenizin bir parçası yapmayı denediniz mi hiç? Köpeklerini bana bırakırken hep söyledikleri de; "Biz ona yeni bir yuva bulmakla uğraşamıyoruz, ama eminiz ki barınakta birileri onu sahiplenecektir, çünkü o çok iyi bir köpek."

Hayır... Büyük olasılıkla köpeğiniz barınaktayken yeni bir yuva bulamayacak.

Bir barınakta yaşamanın ne kadar zor ve gerilimli olduğunu bilir misiniz? Anlatayım size isterseniz...

Siz köpeğinizi barınağa bıraktıktan sonra, yuva bulmak için en fazla 72 saat zamanı vardır. Eger barınakta yeterince boş yer varsa ya da köpeğiniz saglıklı kalmayı başarırsa, bu süre belki birkaç gün daha uzayabilir. Eğer üşütür ve nezle olursa oracıkta ölüverir.

Köpeğiniz, havlayan ve ağlayan 25 diğer hayvanla birlikte daracık bir bölmeye tıkıştırılacaktır. Son derece depresif olacak ve kendisini terkeden aileyi düşünerek durmadan ağlayacaktır.

Eğer köpeğiniz şanslıysa, o gün barınağa köpekleri gezdirmek için yeteri kadar gönüllü insan gelir. Eğer yeteri kadar gönüllü gelmezse, köpeğiniz hiç kimsenin ilgisini ve dikkatini çekecek şansı bulamaz, kimse onun için bir şey yapamaz. Kapısının altından uzatılan bir kap yiyeceği ya da kocaman bir vakumlu hortumla atıklarının temizlenmesini saymazsak tabii...

Eğer köpeğiniz iri ve sert ırklardansa (Pitbull, Rottweiller, Mastiff vb.), neredeyse barınaktan içeri girdiği anda ölmüştür zaten... Bu cins köpekler asla yeni bir yuva bulamazlar.. Ne kadar "şirin", "akıllı" ya da "iyi huylu" olurlarsa olsunlar, farketmez.
Eğer barınak doluysa ve köpeğiniz ilk 72 saatte yuvalandırılamadıysa, yeni geleceklere yer açmak için köpeğiniz imha edilir. Eger barınakta yeteri kadar boş yer varsa ve köpeğiniz talep gören ırklardan birindense, imha süresi birkaç gün daha ertelenir.
Çoğu köpek birkaç gün içinde yaşadığı bölmeyi aşırı koruyucu tavır geliştirir ve takındığı saldırgan tutum nedeniyle imha edilir. En masum, uysal ve sakin köpekler bile bu tavrı geliştirirler.

Köpeğinizin bu engelleri aştığını varsaysak bile, kulübesinden dışarı çıkmadığı için birkaç günde öksürmeye başlayacak ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanacaktır. Barınakların her köpek için tedavi sağlayacak bir bütçeleri yoktur, bu nedenle hastalanan köpeğinizin imha edilmesi kaçınılmazdır.

Size köpeğinizin barınakta nasıl uyutulacağını da anlatmamı ister misiniz?

Önce, köpeğiniz kafesinden tasmayla alınacak. Sevinerek kuyruğunu sallamaya başlayacak, çünkü gezmeye götürüldüğünü sanacak. O "oda"nın kapısına geldiğinde içeri girmek istemeyecek ve deliye dönecek. Ölümün kokusu mu var, bilmiyorum. Orada yitip giden ruhları mı hissediyorlar, bilmiyorum. Ama orada benim anlayamadığım bir şey var ve istisnasız her köpek, o kapıdan içeri girmemek için inanılmaz bir direnç gösterir.

Köpeğiniz once bağlanacak. Ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak, 1 ya da 2 veteriner teknisyeni tarafindan sıkıca tutulacak. Sonra ötenazi teknisyeni ya da veteriner işleme başlayacak. Ön ayakta bir toplardamar bulacak ve öldürücü dozda bir pembe sıvıyı damara enjekte edecek.

Umarım köpeğiniz bağlı olduğu için panikleyip aniden bacağını çekmez. Ani hareketlerde bacağı delip geçen iğneler gördüm ben... Fışkıran kandan kıpkırmızıya boyanan duvarlar gördüm. Kulakları sağır edecek çaresiz çığlıklar duydum. Hepsi hemen oracıkta "tatlı bir uyku"ya dalmaz. Bazen bir süre kasılırlar ve solukları kesilir, nefes almaya çalışırlar ve kendi üzerlerine dışkılarlar.

Herşey sona erdiğinde, köpeğinizin cesedi, barınağın arkasında çöp gibi toplanmayı bekleyen diğer köpeklerin cesetleri üzerine istiflenir, tıpkı yakacak odunlar gibi.

Sonra ne olur dersiniz? Yakılır mı? Çöpe mi atılır? Başka evcil hayvanlar için mamaya mı dönüştürülür? Bilemezsiniz, hatta hayal bile edemezsiniz. Zaten bilmek de istemezsiniz.
Nasılsa o sadece bir hayvandı. Hem istediğiniz zaman yenisini alabilirsiniz, öyle değil mi?

Umarım bunları okurken gözleriniz yuvalarından fırlıyordur ve umarım benim her gün tanık olduklarımı gözünüzde canlandırıyorsunuzdur.

İşimden nefret ediyorum. İşimin ve barınakların hala varolmak zorunda oluşundan nefret ediyorum. Sizler değişmedikçe barınakların varolmaya devam edecekleri gerçeğinden nefret ediyorum. Etkilediğiniz hayatların, sadece barınağa atıp gittiğiniz zavallı bir köpeğin hayatından ibaret olmadığını bilmiyor oluşunuzdan nefret ediyorum.

Her yıl sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde barınaklarda 11 milyon hayvan ölüyor ve bunu sadece siz durdurabilirsiniz. Her bir canı kurtarabilmek için elimden gelenin fazlasını yapıyorum, ancak barınaklar tıka basa dolu, ve her gün yeni hayvanlar gelmeye devam ediyor.

Soyleyeceğim şeye LÜTFEN kulak verin:

BARINAKLARDAKI KÖPEKLER ÖLÜYORKEN KÖPEK SATIN ALMAYIN.

KÖPEĞİNİZE EŞ ARAMAYIN, KÖPEĞİNİZİ ÇİFTLEŞTİRMEYİN.

"BİR KEZ OLSUN ANNELİĞİ / BABALIĞI YAŞASIN" DEMEYİN. KÖPEKLERDE ANNELİK / BABALIK DUYGUSU INSANLARDAKİ GİBİ DEĞİLDİR, AİLE KAVRAMI YOKTUR. DİŞİ KÖPEKLER, BÜYÜDÜĞÜ ZAMAN YAVRULARINI TANIMAZLAR BİLE... ERKEKLER İSE HIÇBİR ZAMAN YAVRUSUNU BİLMEZ.

KISIRLAŞTIRILMAMIŞ HER BİR KÖPEK, 6 YILDA 67.000 KÖPEĞIN DOĞUMUNA NEDEN OLUR, BUNU UNUTMAYIN.

KAÇINILMAZ SONLARI BARINAKLARDA ÖLMEK OLAN YAVRULARIN DOĞMALARINA İZİN VERMEYİN.

"DOĞACAK YAVRULARIN HEPSİNİ DE SAHİPLENECEK GÜVENİLİR İNSANLAR BULDUM" DİYORSANIZ TEKRAR DÜŞÜNÜN. 6 AY SONRA GİDİP BAKTIĞINIZDA ARTIK O "GÜVENİLİR" KİŞİLERDE OLMADIKLARINI GÖRECEKSİNİZ, BUNDAN EMİN OLUN...

İsterseniz benden nefret edin. Ama gerçeği değiştiremezsiniz ve gerçek her zaman acıdır.

Belki bunu okuyanlar içinde köpeğini çiftleştirmek isteyen, köpeğini barınağa vermeyi düşünen, ya da köpek satın almaya niyetli bir tek kişinin olsun fikrini değiştirebilirim.

Belki bunu okuyan bir kişi bir barınağa gider, "bir yazı okudum ve bir köpeği kurtarmaya geldim" der.

İŞTE O ZAMAN BU YAZIYI YAZDIĞIMA DEĞER..."
NOT:ALINTIDIR
Park, Gezi Alanları:
bize her yer TRABZON :)
Takma İsimleri:
paşa...bitli şükrü...tosba..haydut..meraklı pakize... :)
Sevdiği Şeyler:
herşeyyy :) en önemlisi balkon kapısını yemek :) resmen bitti kapı :D sakız çiğnemek..az kaldı yakında şişirmeyide öğrenir...
Sevmediği Şeyler:
elektirikli ew aletleri :D
Favori Oyuncakları:
bizde dahil herşey :)
Favori Yemekleri:
kuymak :D
Yaptığı Numaralar:
top oynamak :D
Aldığı Eğitimler:
ne kurnazdır ooo...işine geldiğinde eğitimli gelmediğinde eğitimsiz olur benim tosbam :D



ailesi
Ben:
kübra, 25 yaşında
Yaşadığı Yer :
Trabzon
Son Görülme :
29 Mayıs 2012
Üye Olma Tarihi :
31 Ekim 2011
Hakkında:
LÜTFEN 2 DAKİKA AYIRIP OKUYUN.....!! Üzerinden seneler geçti, şimdi hatırlıyorum da, ben yavruyken şirinliklerime katıla katıla güler, beni yavrum diye çağırırdın. Birkaç dişlenen ayakkabı ve katledilen yastığı saymazsak, kısa zamanda senin en vazgeçilmez dostun oldum. Ne zaman bir muzırlık yapsam bana parmağını sallar ve "nasıl yaparsın" diye çıkışırdın. Ne var ki hemen arkasından kızgınlığın geçerdi ve beni yere yatırır, göbeğimi okşardın. Çok meşguldün o aralar... Dolaysıyla tuvalet eğitimim tahminimizden uzun sürdü ama el ele verip üstesinden gelmiştik. Sana sokulup da koynunda geçirdiğim geceleri unutamam. Sen farkında değildin belki ama ben senin rüyalarını ve hayallerini gizlice dinler, bundan daha mutlu olunamayacağına kanaat getirirdim. Beraberce uzun yürüyüşlere çıkar, parklarda koşuşturur, dondurma yerdik, hatırlıyor musun? Bana sadece külahını verirdin dondurma bana dokunur diye. Ve evde senin işten dönüşünü beklerken sırtımı ılık güneşe verir, huzurlu, derin bir uyku çekerdim. Zamanla işinde daha fazla vakit geçirmeye başladın, boş zamanlarında da kendine bir eş aramaya koyuldun. Ben seni her zamanki gibi sabırla bekledim, sana hayal kırıklıkların ve acılarında teselli oldum. Yanlış kararlarını hiçbir zaman kınamadım, her defasında seni büyük bir sevinçle karşıladım. Sonunda birine aşık oldun ve evlendin. BARINAĞA TERK EDİLDİM Ne var ki eşin köpeklerden pek hazzeden biri çıkmadı. Yine de ben onu sevinçle karşıladım ve ona sevgi gösterdim. Mutluydum, çünkü sen mutluydun. Sonra insan bebekler geldi aramıza. Yeni yavruların heyecanını sizinle aynen paylaştım. Onların pespembe yumuşacık tenleri, mis gibi bebek kokuları beni heyecanlandırıp hayran bırakıyordu. Ben de onlara annelik etmek istiyordum. Ne yazık ki -her nedense- hem eşin hem de sen onlara zarar vereceğime kanaat getirdiniz ve beni ayrı bir odaya kapattınız hep. Oysa ben sevgiden mahrum kaldıkça, onlara olan sevgim daha çok arttı. Bilemediniz hiç. Çocuklar büyüdükçe onların en yakın dostu oldum. Tüylerime tutunup tombul bacaklarının üzerinde ilk adımlarını attılar, minicik parmaklarını gözlerime soktular, kulaklarımın içini karıştırdılar, burnuma öpücükler kondurdular. Gerektiğinde onları hayatım pahasına korumaya hazırdım. Ama bu arada senin dokunuşuna ise hasret olmuştum. "Köpeğin var mı?’ sorusuna, cüzdanından resmimi çıkarıp, hakkımda şirin hikayeler anlattığın zamanlar artık geride kalmıştı. Senin köpeğin olmaktan çıkıp, itin biri oldum; bana yaptığın her masraf sana batmaya başladı. Sonunda da başka bir şehre tayinin çıktı. Yeni apartmanınızda sana ve ailene yer vardı ama bana yoktu. Ailen için en doğru kararı verdin belki ama unutma ki, bir zamanlar ailen sadece benden ibaretti. Son araba gezintimize çıktığımızda heyecanlıydım. Ta ki barınağa varana kadar. Barınak köpek, kedi, korku ve umutsuzluk kokuyordu. Gereken evrakları doldurduğunu ve "ona çok iyi bir ev bulacağınıza eminim" dediğini hatırlıyorum. Omuz silkip sana karamsar bir bakış attılar. Onlar orta yaşlı, terk edilen bir köpek veya kedinin akıbetinin farkındaydılar. Oğlunun tasmama yapışan elini zorla açmak zorunda kaldın. Çığlık çığlığa haykırmasına aldırmadın belki ama ben onun adına hem üzüldüm hem de çok endişelendim. Endişem, ona o anda arkadaşlık, sadakat, sevgi ve sorumluluk, bir cana duyulan saygı konusunda vermiş olduğun hatalı hayat dersinde yatıyordu. Başıma son bir kere dokunup bana veda ettin, göz göze gelmemeye özen gösterdin. Gitmen gereken yerler, yetişmen gereken işler vardı ve zaman aleyhine çalışıyordu nasıl ki şimdi de benim aleyhime çalıştığı gibi. Sen ayrıldıktan sonra, barınaktaki iki tatlı kadın taşınacağını aylar öncesinden bildiğin halde bana uygun bir yuva bulmak için en ufak bir çaba sarf etmediğinden yakındılar. Sadece üzüntü içinde başlarını sallayıp, "Nasıl yaparsın" diye sordular arkandan. Barınakta, zamanları izin verdiği ölçüde bizimle ilgileniyorlar. Bizi besliyorlar tabii ki ama bende iştah falan kalmadı. Önceleri ne zaman biri kafesime yaklaşsa sensindir diye kafesin önüne koşardım. Belki kararını değiştirdin, belki bunların hepsi kötü bir rüyadan ibaretti veya belki bana acıyan biri beni kurtarmaya gelmişti... Ama anladım ki, şirin yavru köpeklerle bu konuda yarışmam söz konusu bile değil. İşte o zaman kaderime razı olup köşeme çekildim ve akıbetimi beklemeye koyuldum. VE ÖLÜM... Önce ayak seslerini duydum onun. El ayak çekildikten sonra beni kafesimden çıkardı. Onu uslu uslu koridorun sonundaki odaya kadar takip ettim. Sessiz, sakin bir odaydı. Beni yavaşça kaldırdı ve masanın üstüne koydu, başımı okşadı, kulaklarımın arkasını kaşıdı, tasalanmamamı söyledi. Kalbim heyecanla çarpıyordu ama aynı zamanda içimi de sonsuz bir huzur kapladı. Sayılı günlerim dolmuştu demek ki... Kendimden çok onun için üzülüyordum. Üzerindeki yük çok ağırdı, onu eziyordu ve beraberliğimiz süresince senin de her ruh halini anladığım gibi onun da içinde bulunduğu durumun farkındaydım. Eli çok hafifti, gözünden akan yaşları görmesem, ön patimdeki damarıma bağladığı turnikeyi nerdeyse fark etmeyecektim bile. Seneler önce seni de teselli ettiğim gibi, hafifçe elini yaladım. İğnenin ucunu usulca damarımdan içeri kaydırdı. Önce hafif bir sızı, arkasından damarlarımda dolaşmaya başlayan buz gibi sıvıyı hissettim. Kafam ve gözlerim ağırlaştı ve onun merhamet dolu gözlerine bakarak son defa "Nasıl yaparsın" diye fısıldadım. Belki de benim lisanımı anladığı için, "Ne kadar üzgünüm bilemezsin" diye cevap verdi. Bana sarıldı, beni çok daha huzurlu ve güzel bir yere göndermekte olduğunu anlatmaya başladı. Öyle bir yer ki, bir daha ne ihmal edilecek ne acı çekecek ne de kendimi korumak zorunda kalacaktım. Öyle bir yer ki, sevgi ve ışık içinde, bu sefil dünyadan daha farklı güzellikte bir yerdi... Son nefesimle kuyruğumu son bir kez sallayarak, "Nasıl yaparsın" derken onu kastetmediğimi anlatmaya çalıştım. Kastettiğim sendin, canımdan çok sevdiğim sahibim! Seni her zaman anacağım, sonsuza dek bekleyeceğim, bunu bil. Son dileğim, hayatındaki herkesin sana benim gösterdiğim sadakati göstermesi...

Sürüsü ( 1356 ) Tamamına bak
sinyor32
mösyö#039m,

1 yaşında, erkek, Golden Retriever Kocaeli (İzmit) ırk bilgileri

burcu296
paşa,

1 yaşında, erkek, Golden Retriever Düzce ırk bilgileri

theodore
theodore,

1 aylık, erkek, Golden Retriever Manisa ırk bilgileri

herahctor
hectorhera,

2 yaşında, erkek, Golden Retriever Ankara ırk bilgileri

Sürüsü diyor ki (180 sonuç , 1 - 5 arası gösteriliyor, yeniler önce, hepsini göster , yorum yazın )

29-05-2012 saat 09:09

Hoşbulduk teşekkürler.

Sayfası ( - )



28-05-2012 saat 18:13

Hoşbulduk teşekkürler.

Sayfası ( - )



28-05-2012 saat 18:11
burcu296
paşa,

1 yaşında, erkek, Golden Retriever Düzce ırk bilgileri

hoşbulduk :)

Sayfası ( - )



28-05-2012 saat 09:28
ayzey
zeytİn,

1 yaşında, dişi, Labrador Retriever İzmir ırk bilgileri

Çok teşekkürler,

Sayfası ( - )



25-05-2012 saat 23:56
atuan
robin,

7 yaşında, erkek, Golden Retriever İzmir ırk bilgileri

teşekkür ederiz :)

Sayfası ( - )


 

©2005-2011 PetArkadaş (farscape, 14.0.035)

Petarkadaş Hakkında - Topluluk Kuralları - Yasal Konular - Reklam Seçenekleri