Anne baba ikna edilir zaten babada istiyordurda anne kararsızdır, tabi ev hanımıdır haklı olarak çişiydi kakasıydı tüyüdü ne olacaktır kafasında sorular vardır. Ama içten içe oda istiyordur sanki... uzun uğraşlar sonucunda ikna çalışmaları başarıyla sonuç vermiştir, artık benimde dört ayaklı bir dostum olacaktır. Daha önce balık, kuş, kedi bakılmıştır hatta çok sevdiğiniz muhabbet kuşunuz ölünce çok üzünülmüş kendi kendinize bir daha hayvan sahibi olmamaya karar vermişsinizdir. Ama yok rahat duramazsınız daha çocukken o sevgi işlemiştir içinize birkere. Küçücükken daha bilmiyorsunuzdur sevimli dostlarımıza nasıl davranacağınızı.En basitinden bir sokak kedisini zorla sevemeyeceğinizi ve kediciğin korkarak sizi tırmalayabileceğini bilemezsiniz nitekim tırmalarda ama o kediciğe kızamazsınız. Daha sonra anne babanız size bir kediyi korkutmadan nasıl seveceğinizi gösterir. ilk önce yumuşak bir sesle yanınıza çağırırsınız usul usul gelir ve okşarsınız o küçük başını... zevkten mırıldar. Bu sefer de uyurken bir sokak köpeğini sevmeye çalışırken hayvancık ne olduğunu anlamadan kendini tek savunacağı ağızıyla size bir hamle yapar istese kemiklerinizi un ufak yapabilecekken dişlerini size dokundurmaz bile... kendini çeker o da korkmuştur ama size zarar vermek istemez, çevredeki abiler o semtin köpeği olduğunu adının şeytan olduğunu çok sakin bir köpek olduğunu söylerler ve uyarırlar asla uyuyan bir köpeğe usulca yaklaşmamam gerektiği hususunda... tamam derim ve şeytana hiç kızmam artık öğrenmişimdir köpekleride nasıl seveceğimi, beni tırmalayan kediyede kapkara köpiş şeytana hiç kızmamda çocuklara çok kızardım.. Ağaçtaki kuşlara sapanla taş atan, kedicikleri sopalarla kovalayan, yavru sokak köpeğin boynunu sımsıkı bir iple bağlayıp ordan oraya çekiştiren çocuklara içten içe kızardım.Çocuklar niye öyle derdim anneme bende çocuğum ama niye o hayvanlara öyle davranıyorlar diye sorardım cevap veremezdi.... Yıllar geçer... dedim ya rahat duramasınız kuştu, balıktı derken artık bir köpeğiniz olmalıdır. Aslında daha önce köpekte bakmışsınızdır bir tanıdığınızın köpeğini onlar tatile gideceği zaman gönüllü olarak evinizde misafir etmişsinizdir, adı papidir bembeyaz bir maltese dir ama yok! arada papiyi misafir etmek size yetmemektedir. Neyseki babanız en az sizin kadar hayvanlara düşkündür annenin inadı kırılır küçük yavru eve getirilir. Koca kulaklı çelimsiz bişeydir. ilk günler çok zordur. Gecenin bir vakti ağlamaya başlar yada sabahın köründe sizi uyandırır sabahın altısında oynatılmak ister. Oynatır uyutursunuz sonra siz uykusuz bir şekilde okula gidersiniz dersde uyuklarsınız arkadaşlarınız öğretmenleriniz gece kundak mı salladın diye size takılır. işte o an anlarsınız çocuk büyütmekle aynı şeydir bir köpeğin sorumluluğunu almak... asla yalnız kalamaz ,devamlı ilgi ister. Evde sağlam eşya kalmaz, kollarınız çizik içindedir. Evin içinde bacaklarınıza atlayıp duran paçalarınıza asılıp duran küçük bir canavar vardır. Eyvah! dersiniz ben ne yaptım. sokaktaki köpekleri sevmekle onlarla bir evi paylaşmak çok ama çok farklıymış dersiniz. Bu seferde çocuklarına oyuncak niyetine hiç düşünmeden, sorumsuzca bir özentiyle kedi, köpek alan ailelere kızarsınız. çünkü bilirsiniz ki siz bile bu kadar köpeğinizi severken o küçük canlının yarattığı problemlerle başederken zorlanıyorsunuzdur, ya o aileler, muhtemelen o yavruları hiç düşünmeden sokağa atacaklardır.Tabi siz bu arada elinizde bezinizle küçük dostunuzun çişini kakasını temizlemeye devam ediyorsunuzdur. Biraz bağırırsanız intikamını yatağınıza gizlice işeyerek zaten alacaktır ama kızamazsınız veteriniz demiştir ki ilk 6 ay kasları gelişmediği için çişini tutamayacaktır kızmak boşunadır. Günler böyle geçer hayatınız ondan ibaret olmuştur artık... birde akrabalarınızdan çok veterinizi görür hale gelmişsinizdir. öğrencisinizdir paranızda yoktur bütün bakım masrafları babanıza yığılmıştır ama o şikayet etmez babanız gözünüzde bir kere daha büyür..Ama siz genede babanıza kıyamaz dostunuzu mutlu edecek oyuncakları ödül bisküvilerini vs.. harçlığınızdan kısıp alırsınız. Onu mutlu görünce sizde mutlu olursunuz, hele dışardan yorgun argın gelince sizi karşılaması yokmu! tüm yorgunluğunuzu atarsınız bütün gün sizi çok özlemiştir akşam koltuğa oturduğunuzda hemen yanınıza zıplar iç geçirerek başını kucağınıza koyar öyle usul usul yatar, işte o an aranızdaki tarifsiz bağ kurulmuştur yerinizden kıpırdayamazsınız onu rahatsız etmek istemezsiniz öyle güzel yatıyordur ki tuvalete gitmeniz gerekir gidemez kendinizi tutarsınız, ayağınız uyuşur kıpırdatamazsınız sırf o öyle güzel güzel yatsın diye....köpeğiniz artık büyümüştür kendine güveni gelmiş evini ve sizleri benimsemiştir. Size gelebilecek her türlü tehdit kendine gelmiş sayar devamlı kulaklar dikili şekilde hazırda bekler. Bir tıkırtı bir ses onun havlaması için yeterlidir bazen diğer kedilere köpeklere seslenmek içinde havlar bazen bizler gibi kızdığında veya sevindiğinde... o da bizler gibi konuşur ama havlayarak...tabi hemen başlar komşulardan şikayetler “ya sizin köpekte çok havladı dün” diye başlayan cümlelerle.... gene kızarsınız ve düşünürsünüz dışardaki insanların bağrışlarından, sokaklarda yükselen küfürlü konuşmalardan, sonuna kadar açılmış müzik sesinden rahatsız olmayıpta günde en fazla iki üç kere havlayan köpeğin sesinden rahtsız olmsına anlam veremezsiniz ama naparsınız fazla yüzgöz olmamak için dostunuz en doğal hakkı olan diğer canlılarla haberleşme hakkını elinden almaya çalışırsınız havlamaya başlayınca hemen susturmak için mecburen sertçe onu uyarırsınız gerçi o takmaz bile siz arkanızı döner dönmez daha bir kuvvetli havlamaya başlar..kızgınlığınız sırf havlamasın diye balkona çıkaramadığınız köpeğinize değil, yaz günü dışardan gelen seslere köpeğiniz cevap vermesin diye sıcakta kapı pencere kapalı oturmanıza neden olan komşularınızadır Sıra gelir dostunuzla yapacağınız gezilere, onun ve sizin en mutlu olacağınız anlara ama düşündüğünüz yalnızca teoride gerçekleşir. Çünkü köpeğinizle gezintiye başlar başlamaz anlamsız ve alaycı sorulara muhatap olmaya başlarsınız. Ciddimi yoksa sizinle dalgamı geçildiğini anlayamadığınız tuhaf diyaloglara maruz kalırsınız, bu daha başlangıçtır. Bu seferde garip garip size bakarlar öyle bir bakarlar ki köpek beslemenin garip birşey olduğunu hatta bir suç işlediğinizi hissettirirler size. Yeni yetmelerin laf atmalarını sözleriyle taciz etmelerini duymazdan gelirsiniz de yaşlı başlı insanların “o köpeği buraya sokup sakın işetme” demelerini duymazlığa gelemezsiniz,durumu izah eder köpeğinizin kakasını poşetle aldığınızı söylersiniz zaten sokaktaki köpeklerin çişlerini kakalarını nereye yaptıklarını sandığını sorarsınız, sorarsınızda bi kere keyfinizin içine bu sefer onlar etmiştir.Yahu benim güzel ülkemin insanları niye böyle diye düşünürsenizde anlam veremezsiniz. Bu seferde evinize çok bilmiş yaşlı teyzeler, amcalar gelir anneme babama evde hiç köpek olurmuymuş derler.Onlara göre köpek beslenen eve melekde girmezdir hemen cevabı yapıştırım “benim evimin meleği zaten o, bir ikincisine gerek yokki!” derin derin tövbe tövbe deyip giderler. Bu sefer başkaları gelir zaten onlarda sevmiyordur kedi köpek... insanları seviyorlarmı oda şüpheli ya... neyse kızım odaya kapatılır ama yok illa seni sinir edecekler .Bakarsınız misafirlerinizde devamlı bir huzursuzluk hali, üstünü başını devamlı olarak tüylerden silkeleyen insanlar karşınızdadır artık...hemen safça izah etmeye çalışırsınız , aşıları yapilmış bir köpeğin tüyleriyle bir yün kazağın tüyleri arasında fark yoktur diye... ama nafiledir. o sırada nedense kapıdan pencereden gelen tozdan dumandan rahatsız olmamaktadırlar ilginçtir...Yiyecek birşeyler ikram edersiniz yemezler tok falan olduklarını söylerlerde hepsininde maşallahları vardır kolay kolay tok olacaklarına inanmazssınız sebep bellidir köpek beslenen evde yemek yenmez! Zaten kulağınıza daha önce bir takım söylentiler gelmiştir “aman aman onların evinde bişey yenip içilmez” diye. Sonra içinizden düşünmeye başlarsınız birde misafirleriniz köpeğinizle aynı yatağı paylaştınızı bi bilseler muhtemelen elinizi bile sıkmayacaklardır ! Bunları düşünüp hınzırca içinizden gülersiniz. Derken misafirleriniz giderler kızınızı kapalı olduğu odasından çıkarırsınız ve o çok temiz titiz teyzelere inat dört ayaklı dostunuzun o ıslak dudağından öpersiniz. Biraz sonra camdan bakarken aynı teyzeleri tekrar görürsünüz karşıdaki o çok temiz! kebap salonuna lahmacun yemeye giderken....akşam olur siz gene kızarsınız insanlara bilirsiniz sizin gibi çevresindeki her canlıyı karşılıksızca seven pek çok insan var ama genede yaşadıklarınız aklınıza geldikçe sinirlerinize hakim olamaz kızarsınız... Birden o gelir ansızın kucağınıza zıplayıverir, sevgi dolu gözlerini size doğrultur ve “o insanlara hiç kızma bak ben hiç kızıyormuyum hem ben senin herzaman yanındayım” der gibi bakar ve başını dizinize koyar. o andan itibaren kızgınlığım geçmiştir artık. Sadece o insanlara üzülürüm çünkü benim o anda yaşadığım o duyguyu hiç bir zaman tadamayacaklardır artık uyku zamanı gelmiştir yatağa doğru ilerlerim ardımdanda kalbimi hayatımı paylaşan kızım gelir, bu seferde yatağımı paylaşmak için.........

  • Patile
  • Aşk
  • Haha!
  • Şaşkın
  • Üzgün
  • Kızgın

arkilerim bu yarışmadaki ödül birinci olan köpüşün resmi avatar olucak.yapmanız gereken tek şey cvp yazarken oy vermeniz olucak o kdar.öncelikle adaylar.daha sonra ben arasından 10 aday seçicem onların arasından en güzel köpüşün resmini avatar yapıcaz.şimdi adayların resimlerini görelim!!!!

  • Patile
  • Aşk
  • Haha!
  • Şaşkın
  • Üzgün
  • Kızgın

arkilerim ben nisan sonu inş köpek alıom adını ne koysam ne koysam.fikirlerinizi bekliom ama şöle deiişik bişiler olsun

  • Patile
  • Aşk
  • Haha!
  • Şaşkın
  • Üzgün
  • Kızgın